Sosyal Medya ve Şizofren



Sosyal Medya ve Şizofren

Bugün fark ettim ki sosyal medyada bir zorlama var, bir şey seni kendini kanıtlama ihtiyacı doğurtuyor, o görsün de benim farklı birisi olduğumu düşünsün ya da onunla  ortak bir yan bulmalıyım çabasının tezahürü sonucu değişik temalarda gönderiler paylaşıyoruz. Gebe kalmak bu kadar kolay olmamalıydı. Bugün fark ettim dediğime bakmayın hiç şüphesiz hepimiz bu duyguya kapılmışız lakin kendimize itiraf edemiyoruz. Sevdiğimiz için paylaş(a)mıyoruz  sevdirmek için  oluyor artık. "Buna bir dur demenin vakti geldi!" gibi slogan kokulu bir cümle kurmayı çok isterdim ama enerji israfından yaradana sığınırım. Tiberik öğüt verme platformu olmayacakkkkk. Gülmeyin, bunda ciddiyim. Günün belirli zaman dilimini bu bloga bir şeyler yazmak için harcayacam onu da size öğüt vermek için olmayacak herhalde ki zaten gerekte yok.
Peki o zaman kendimi nasıl bu durumdan kurtarabilirim, en basit cevabı duyar gibiyim: "hesabı dondur gitsin."  Söylemesi kolay da bu işler öyle kolay olmuyor be kardeşim.
"o zaman azalt sende, günde 2 saat gireceğine yarım saate indir." Haklısınız gerçekten bu fikrinizi kale alacam.

" E be kardeşim az önce öğüt vermek yok dedin şimdi ise öğüt alıyorsun şizofren edebiyatı yapıp bize şee mi yapıyorsun?" Ne yaptığımı gerçekten bilmiyorum, şizofren edebiyatını sevdiğim doğrudur beni rahatlatıyor. Belki hazırlamak istediğim video da aksiliklerle karşılaşmasaydım şu an bu yazıyı yazıyor olmayacaktım ama iyi oldu iyi, tavsiyelerinize mazhar oldum sonuçta.
Tiberekli Günler :)

Yorumlar

Popüler Yayınlar